Yine böyle bir vakitte, yazdığım haberlerin arasında bir mesaj düştü WhatsApp’tan.“Kahramanmaraş’ta deprem oldu.” Ardından Sabri Başkan’ın sesi geldi:“Hadi gidiyoruz.” İkinci kelimeyi ikiletmedik.Ne plan vardı ne tereddüt....
Aile dizimiyle ilk ne zaman tanıştığımı tam olarak hatırlamıyorum. Bir televizyon programı mıydı, YouTube’da izlediğim bir video mu… Bildiğim tek şey, İkbal Gülpınar’ın aile dizimi açılımında...
Bugün köşe yazacağım , eski tarzda başlayayım dedim aldım kağıdı kalemi elime yok . Olmadı .. Bugün yine çekimdeydik. Dünde öyle yarında yine yeni bir çekim...
Son haftalarda yaşananlar artık “akran zorbalığı” gibi akademik terimlerle geçiştirilemeyecek bir noktaya ulaştı. Ahmet Minguzzi’yi, Atlas Çağlayan’ı ve daha nice fidanı bizden koparanlar, sadece “yaramaz çocuklar”...
Bu günlerde kararsız kaldık biraz. Ölen çocuklara mı, enflasyon rakamlarına mı, küresel su kıtlığına yoksa fikir mahkumluğuna mı ağlasak, bugünden mi yoksa geleceğimizden mi korksak bilemiyoruz....
Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Takvim değişiyor, rakamlar yenileniyor ama hayatın ağırlığı çoğu insan için yerli yerinde duruyor. Yeni bir yıl, eskisinden daha kolay olmuyor çoğu...