Yaklaşık
25 saniye öncetarih
Yayınlayan
Ebru Kaplan
3 Mayıs – Dünya Basın Özgürlüğü Günü…
Kutlamak mı gerekir, yoksa yüzleşmek mi?
Belki de sadece hatırlamak. Çünkü dün nasılsa bugün de öyle. Dünya çapında gerçek bir basın özgürlüğü yok ki, bir günü olsun. Basına değer verildiğini göremeyen, emeğinin karşılığını bulamayan basın mensupları için bu gün, bir kutlamadan çok bir sorgulama günüdür.
“Basının güzide temsilcileri” derler…
Ama o temsilciler her haberi yazarken “linç yer miyim?” diye düşünür. Kalem bazen kırılır ama gerçekler kırılmaz. Bir kelimenin binlerce anlamı olduğunu bilerek yazarız; ince eleyip sık dokur, haberi atlatır, gerektiğinde ters köşe yaparız. Ama yine de özgür değiliz.
Vurulanlar, dövülenler, yolu kesilenler…
“Bu haberi nasıl yaptın?” diye sorgulananlar…
Bugün kapısına polisi gönderilen basın mensupları, yarın basın özgürlüğü üzerine uzun uzun anlatılan süslü cümlelerin içinde yer alır. Bugün “güzide” denir, yarın “yandaş” ya da “yiyici”…
Ama kimse emeği sormaz.
Kimse o geceleri, o koşuşturmayı, o gerçeğe ulaşma çabasını görmez.
Oysa biz…
Gecenin bir yarısı haber peşinde koşanlar, gerçeğin izini bırakmayanlar, bu mesleğin yükünü omuzlayanlarız. Bu işin kutsallığını bilenler hep biz olduk. Çünkü basının dilinden, basın emekçisi anlar.
Özgürlüğü olmayan bir basının temsilcisi olarak, tüm basın emekçisi dostlarımın gününü kutluyorum.
Bu bir kutlama değil belki… ama bir dayanışma, bir hatırlatma.
Ve inanıyorum—
Bir gün gerçekten özgür bir basının günü olacak.
İşte o gün… gerçekten kutlu olacak.