Yaklaşık
38 dakika öncetarih
Yayınlayan
Ebru Kaplan
Marmara Denizi’nde deniz suyu sıcaklıklarında yaşanan artış, bilim insanlarını endişelendiriyor. Uzmanların değerlendirmelerine göre, son 50 yılda Marmara Denizi’nin ortalama su sıcaklığı yaklaşık 2,5 derece yükseldi. Bu oran, Türkiye’deki denizler arasında kaydedilen en yüksek sıcaklık artışı olarak dikkat çekiyor.
Dünya genelinde deniz suyu sıcaklıklarında ortalama 1,1 ila 1,5 derece arasında artış yaşanırken, Türkiye denizlerinde bu artışın 2,5 ila 3 dereceye ulaştığı belirtiliyor. Marmara Denizi ise bu değişimden en fazla etkilenen bölgelerin başında geliyor.
Uzmanlar, deniz suyu sıcaklığındaki yükselişin yalnızca mevsimsel bir durum olmadığını, iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha belirgin hale geldiğini ifade ediyor. Artan sıcaklıkların denizde çözünmüş oksijen miktarını azalttığı, deniz canlılarının yaşam alanlarını olumsuz etkilediği ve ekosistemin doğal dengesini bozduğu vurgulanıyor.
Yükselen sıcaklıkların aynı zamanda müsilaj oluşumu için uygun koşulları güçlendirdiği, istilacı deniz canlılarının yayılımını hızlandırdığı ve bazı zararlı mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırabileceği belirtiliyor. Bu durumun hem deniz ekosistemi hem de balıkçılık faaliyetleri açısından önemli riskler taşıdığı ifade ediliyor.
Kapalı bir iç deniz olma özelliği taşıyan Marmara Denizi’nin, su dolaşımının sınırlı olması nedeniyle sıcaklık artışlarından daha fazla etkilendiğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle yaz aylarında uzun süre etkili olan sıcak hava dalgalarının deniz üzerindeki baskıyı artırdığına işaret ediyor.
Yalova’nın da kıyısında yer aldığı Marmara Denizi’nde yaşanan bu değişim, çevresel sürdürülebilirlik, turizm ve balıkçılık açısından yakından takip edilmesi gereken önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yetkililer ve uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yönelik çevresel önlemlerin artırılması ve deniz ekosisteminin korunmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Neler Yapılmalı Yada Yapılmamalı
Uzmanlar, deniz suyu sıcaklığındaki artışın tamamen durdurulmasının kısa vadede mümkün olmadığını, ancak etkilerinin azaltılması için acil önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması ve fosil yakıt kullanımının kademeli olarak düşürülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bunun yanında Marmara Denizi’ne ulaşan evsel ve endüstriyel atık yükünün azaltılması, ileri biyolojik atık su arıtma tesislerinin yaygınlaştırılması ve denize deşarj edilen atıkların sıkı şekilde denetlenmesi, deniz ekosisteminin korunması açısından büyük önem taşıyor. Bilim insanları, sıcaklığın tek başına müsilaja neden olmadığını, ancak kirlilikle birleştiğinde denizdeki riskleri önemli ölçüde artırdığına dikkat çekiyor.
Uzun vadede ise Marmara Denizi’nde sıcaklık, çözünmüş oksijen, tuzluluk, akıntı sistemi ve biyolojik çeşitliliğin düzenli olarak izlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, bilimsel verilerin kamu kurumları ve araştırmacılar arasında paylaşılması ile ekosistem temelli yönetim anlayışının benimsenmesi, denizin geleceği açısından kritik adımlar arasında gösteriliyor.
Uzmanlar ayrıca vatandaşların da bu süreçte sorumluluk alması gerektiğini belirtiyor. Denizlere çöp ve plastik atık bırakılmaması, kıyıların temiz tutulması, çevreyi kirleten faaliyetlerin ilgili kurumlara bildirilmesi ve su ile enerji tasarrufuna özen gösterilmesi gibi bireysel adımların da iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayacağı ifade ediliyor. Her ne kadar tek başına bu önlemler denizin ısınmasını durdurmasa da, Marmara üzerindeki çevresel baskının azaltılmasına önemli katkı sunacağı değerlendiriliyor.