Bizimle iletişime geçin

Köşe Yazıları

Selda’ca : “Sustuğumuz Her Cinayet, Yenisine Davetiyedir”

Yaklaşık

tarih

Son haftalarda yaşananlar artık “akran zorbalığı” gibi akademik terimlerle geçiştirilemeyecek bir noktaya ulaştı. Ahmet Minguzzi’yi, Atlas Çağlayan’ı ve daha nice fidanı bizden koparanlar, sadece “yaramaz çocuklar” değil; onlar birer katil. Kimse bize “ergenlik hevesi” ya da “çocukluk hatası” masalı anlatmasın.
​Çocukça suç; okuldan kaçmaktır, top oynarken cam kırmaktır, bilemedin kopya çekmektir. Birinin kalbine bıçak saplamak, bir annenin kucağını sonsuza dek boş bırakmak çocukluk değil, düpedüz caniliktir! ​Sokaklarda, parklarda elinde bıçakla gezen, pusu kuran, can almayı bir güç gösterisi sanan profiller var. Bu “kafa”, sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde, illegal hayatları kutsayan dizilerde ve “kimse bana dokunamaz” özgüveninde besleniyor. Onlar öldürdükleri yaşıtlarının sadece canını almıyorlar; o çocuğun geleceğini, ilk aşkını, mezuniyet hayalini ve anne babasının yaşama sevincini de toprağa gömüyorlar.
​Düşünün o anneyi… Sabah oğlunu “Aman dikkat et, terleyince su içme” diye evinden uğurluyor. Akşam ise morg kapısında evladının soğuk bedenine sarılıyor. Bir babanın, oğlunun tabutunu taşırken omuzlarına binen o yükü hangi yasa, hangi “çocuk koruma kanunu” hafifletebilir ki?
​Üç arkadaş otururken birinin diğerini bıçaklaması ne demektir? Bir sofra düşünün; bir tabak boş kalıyor, bir oda sessizliğe gömülüyor. O evlerde artık bayramlar kutlanmıyacak, pazar kahvaltıları birer yas ritüeline dönüşücek. Katillere “bir hata yaptı” mı diyecegiz.Peki kurban cocuklarin aileleri? Onlar her gün bin kez ölecekler.​Çocukların yaşam hakkı, kağıt üzerinde kalan bir madde olamaz. Biz dernek olarak bağırıyoruz: Bir çocuk daha bu vahşete kurban gitmesin! Ama bu sadece bizim bağırmamızla çözülmeyecek!.​Ceza sistemindeki boşluklar, bu katil ruhlu bireyleri “yaşım küçük, az ceza alırım” cüretine itiyor.
​Aileler ellerinde ki telefona baktıkları kadar, çocuklarının cebindeki bıçağa, içlerinde besledikleri nefrete de bakmak zorunda.
​Toplum, şiddeti bir “cool” olma hali,çakma mafya abisileri durumlarında gören bu çarpık kültüre karşı topyekûn savaş açmalı.
​Yeter artık! Biz çocuklarımızın başarılarını, mürüvvetlerini yazmak istiyoruz; kaç bıçak darbesiyle can verdiklerini değil. Eğer bugün bu katillere hak ettikleri dilden cevap verilmezse, yarın koruyacak bir “çocukluk” kavramı bile kalmayacak elimizde.
​Bu ateş sadece düştüğü yeri yakmıyor, hepimizi küle çeviriyor.Sustuğumuz her vahşet, bir sonrakine davetiyedir.
Kimse unutmasın;Bir annenin kucağını boş bırakanın yaşına bakılmaz!”
Selda Gülçiftçi Avcıoğlu / KAÇODER Başkanı
EKF Media Yönetimi

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir