Yaklaşık
44 saniye öncetarih
Yayınlayan
Ebru Kaplan
Dünya bugünlerde, parıltılı hayatların, devasa servetlerin ve yüksek siyasetin arkasına gizlenmiş bir “insanlık suçunu”, Epstein dosyasını konuşuyor. Dev isimler, lüks malikaneler, özel jetler… Ve tüm bu şatafatın arkasında ezilen, hayatı çalınan, birer meta gibi alınıp satılan,belki işkence edilen, tecavüze uğrayan,kimbilir belki de canlarına kıyılan masum çocuklar.
Manşetler sarsıcı: İsimler, listeler, özel adalar… Ama benim gözümün önünde ne o uçaklar var ne de o lüks malikaneler. Benim gözümün önünde, o karanlık ağların içinde çocukluğu çalınan, bakışlarındaki ışık söndürülen masumlar var.
Ve maalesef, bu küresel kötülüğün soğuk nefesini hissederken, kendi içimizdeki o derin, kanayan yarayı; depremde kaybettiğimiz, izini sürerken nefesimizin kesildiği evlatlarımızı düşünmeden edemiyorum.Okyanus ötesinden gelen bir çığlık ,bir gerçek.Epstein dosyası bize şunu gösterdi: Vicdanın uğramadığı yerlerde, güç sahipleri çocukları birer “eşya” gibi görebiliyor.
Okyanus ötesindeki o adada yaşananlar, sadece sapkınlık değil; sistemin, denetimin ve en önemlisi merhametin nasıl iflas ettiğinin vesikasıdır.Dünyanın öbür ucundaki o kirli eller, sadece orada mı sanıyorsunuz? Hayır. Çocuk istismarı, çocuk ticareti ve çocukların belirsizliğe mahkum edilmesi; sınır tanımayan, coğrafya seçmeyen küresel bir veba… Ancak biz, sadece okyanus ötesindeki o karanlık adaya bakıp dehşete düşerken, kendi topraklarımızdaki sessiz çığlıkları duymazdan gelme lüksüne sahip değiliz.
6 Şubat sabahı dünya başımıza yıkıldı. Anneler evlatlarını toz bulutunun içinden çekip çıkarmaya çalıştı. Bazıları başardı… Bir ambulansa bindirdi, “yavrum kurtuldu” diyerek şükretti. Ama o ambulansın kapısı kapandığından beri, o annenin kucağı hala boş.
Soruyorum size: Bir anneye “çocuğun enkazda öldü” demek mi daha ağırdır, yoksa “çocuğun sağ çıktı ama nerede olduğunu bilmiyoruz” demek mi? Evet depreminin üzerinden zaman geçti; enkazlar kaldırıldı, yaralar sarılmaya çalışılıyor. Peki ya kalplerdeki o boşluk? Depremin hengamesinde kaybolan, “Refakatsiz” denilip bir anda sistemin içerisinde izi sürülemez hale gelen çocuklarımız nerede?
Epstein’ın “pedofili ağları” bize şunu öğretti: Denetimin olmadığı, otoritenin zayıfladığı, kargaşanın hakim olduğu her an, sırtlanlar pusuda bekler. Deprem bölgesindeki o karmaşada, evladı enkaz altından sağ çıkan ama ambulanstan sonra bir daha ulaşılamayan annenin feryadı, Epstein kurbanlarının feryadıyla aynı yerden kopuyor.
Hangi sistem, hangi bürokrasi, hangi kaos bir annenin “Evladım nerede?” sorusunu cevapsız bırakabilir? Epstein’ın karanlık ağlarını konuşurken, deprem bölgesinde “kaybolan”, refakatsiz kalıp bir anda buharlaşan evlatlarımız nerede? O kargaşada pusuda bekleyen sırtlanların, masum yavrularımızı hangi karanlık dehlizlere çektiğini düşünmekten uykularımız kaçıyor,Epstein dosyasındaki o soğuk, sistematik kötülüğü iliklerimize kadar hissediyoruz,vicdanınız sızlıyor.
Kadın ve Çocuk Haklarını Koruma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı olarak, sadece bir sivil toplum kuruluşu başkanı olarak değil, bir anne olarak,bir insan olarak haykırıyorum;Bir çocuğun bir gecede “yok olması”, sadece bir dosya numarası değildir! O çocuk; yarım kalmış bir masal, parkta sallanmayı bekleyen bir salıncak, annesinin kokusuna hasret bir ömürdür. Eğer biz bugün Epstein’ın kurbanları için ağlayıp, kendi kayıp çocuklarımız için susuyorsak, samimiyetimizi morg kapılarına bırakmışız demektir.
Sert mi konuşuyorum? Evet! Çünkü yumuşak cümleler, evladını arayan bir babanın,bir annenin feryadını bastırmaya yetmiyor. Çünkü nezaket, çocuk ticareti yapan canavarları durdurmuyor.
Depremde kaybolan çocukların akıbeti, “dosya kapandı” denilerek geçiştirilemez. Her bir çocuğun izi, DNA testinden kamera kayıtlarına kadar namus borcu gibi sürülmelidir.Çocuk koruma sistemimiz, Epstein vari küresel ve yerel çetelerin sızamayacağı kadar çelikten bir zırhla çevrilmelidir.
Hiçbir tarikatın, hiçbir cemaatin, hiçbir denetimsiz yapının eline “refakatsiz” tek bir çocuk dahi bırakılmamalıdır.Eğer bir gün bir çocuğun ağlayışını susturamıyorsak, o ses bizim insanlığımızın cenaze marşıdır. Çocuklar birer istatistik değildir.Çocuklar siyasi hesaplaşmaların malzemesi değildir.
Çocuklar, denetimsiz yapıların, karanlık ağların veya “kayboldu” denilerek kapatılan dosyalara kurban edilemez!
Epstein dosyası sadece sapkın bir milyarderin hikayesi değil; dünyadaki tüm çocuk koruma sistemlerinin iflasıdır. Biz bu iflasın faturasını kendi evlatlarımıza mı ödeteceğiz?. Depremde kaybolan tek bir çocuğuk bile varsa O çocuk nerede?
Siyasetçilere, bürokratlara ve her şeyden önce insanım diyen her bireye sesleniyorum: Çocuklarımız nerede?!!!!Masumiyetin katledildiği bir dünyada sessiz kalmak, suç ortağı olmaktır. Epstein’ın adasındaki o çığlıkları duyup ürperiyorsanız, kendi sokağınızdaki, kendi depremzede çocuğunuzun belirsiz kaderi için de ayağa kalkmak zorundasınız.
Epstein’ın listelerinden korkanlar değil, bir çocuğun ahından korkanlar dünyayı güzelleştirecektir.Gözlerinizi kapatmayın. Çünkü karanlık, sadece siz bakmadığınızda büyür.
”Bir çocuğun çıkaramadığı ses olmak, insanlığın en temel borcudur.”
Selda Gülçiftçi Avcıoğlu
Kadın ve Çocuk Haklarını Koruma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı
2026’ya Girerken: Yorgunluğumuz da Bizim, Umudumuz da
Selda’ca VİCDAN: KALABALIĞIN ORTASINDAKİ EN YÜKSEK SES
“Yarınki Dünyama Mektup” Etkinliğinde Çocuklar Geleceğe Seslendi
SELDA’CA ”Hayat bize rağmen değil, bizimle güzel”
İYİ Parti Yalova İl Başkanlığı Kongre Süreci Başladı
Yalova’da Kadına Şiddet Olayı Tepki Çekti: KAÇO-DER Davanın Takipçisi Olacak