Köşe Yazıları

YALOVA’NIN SUYUNA SAYGI

Yalova’nın ışıl ışıl olmasını özlemişim. Yeni Yıl yaklaştıkça alış-veriş merkezleri esnaf dükkanları ve sokaklar süslenmeye başladı. Rengarenk görüntüler neşe katıyor.

Eskiden alışverişlerde yeni yıl kartları alırdık. Simli, sizsiz, 3 Boyutlu , Müzikli,çiçekli , Şehir tanıtım kartları … Ne güzeldi kartların kokuları özlemle hatırlıyorum. Yılbaşına hazırlanır iken tüm dileklerimizi alış-veriş yaptığımız esnafa da söylerdik” İyi Yıllar , barış huzur sağlık ve mutlulukla” şimdi söylediğimizde biz yılbaşı kutlamıyoruz diyorlar . Yazık bir gün olsa hoş geldin yeni yıl diyemiyoruz.

Yalova yeşil- mavi cennettir. Yalova’nın suya ihtiyacı yoktur derdi annem bir zamanlar su her yerden çıkar derdi. Şimdiki dönemde yaşasaydı . Kyryttular Yalovayı derdi eminim . Güzelim Yalova’m .Yeşiline – Mavisine hayran kaldığım tek şehrim.

Barajı en son ne zaman gördünüz mü? Bilmiyorum ama yakınlarda görmek isterseniz bir gidin bakın derim. Durum içler acısı ve bu durum gerçekten su sıkıntılarının hatta kuraklığın birinci adımı olarak da görebilirsiniz.

Her il aynı durumda diye yazan ve konuşanlarınız olacaktır. Yalova böyle olmasın. Yalova’nın eski tabiriyle su cenneti olmaya devam etsin.

Türkiye de tek dört mevsimi bir arada yaşayan illerden biri olan Yalovamız Turistik yönden kendine bağlayan şifalı suları doğası ve insanları ile aranılan şehirler arasında bulunmakta idi. Bu şekilde bir yazıyı okuduğunuzda içiniz ürpermiyor mu ?

Yeşilin bir gün yok olduğunu düşünelim. Deniz bile mikrop yuvası hatta suyun bir hafta da bir verildiğini düşünün . İçme suları dahilinde yıkanma sularınızın olmadığını düşünün. Hayatta kalma çabasına yok olduktan sonra mı yoksa önce mi geçmek istersiniz ?

Elimizde doğal sağlık yönünden bir çok alternatif var iken biz niye hala evlerimizde oturuyoruz. Bir hafta sonu yada bir kaç saatimizi neden gezmeye ayırmıyoruz.

Rus MAXİMEDYA Tv çalışanları Yalova’ya geldiler . Yalova’nın Mavi Yeşil kenti olduğu duyduklarını ve sağlık açısından tanıtımlarını yapmak istediklerini belirterek belgesel çekeceklerini söylediler. Yalova’ya hayran kaldılar. Az zamanda Yalova’nın yeşil alanlarını gezdik. Sağlık açısından çok şanslı olduğumuzu söylediler Ne zaman Termal kaplıcalarına gidip ayak suyunda ayaklarımızı ıslattık. Biz ne zaman Teşvikiye de Kent Ormanında yürüyüş yaptık . Şelale yanında derin nefes alıp hayatın tadını çıkarmadık.

Yalova engin tarihi , doğası ile yanımızda sadece hayatımız için adım atmak gerekli bunu başardıktan sonra her sıkıntı yola girmiş olacak.

“gökkuşağıyla ne güzel ip atlanırdı

                 iki ucundan tutan olsaydı”

Kardelen ilkbahar gelininin nedimesidir. Umut aşılar. Henüz yeryüzü ısınmamış ve güneş bitkilere hayat vermemiş olsa da; tüm zorluklara rağmen karı deler. Her ne kadar soğuğu kesilmemiş olsa da, kışın bitecek olduğunu sembolize eder. İlkbaharın kucaklayıp sunduğu tüm anlamlara teşnedir kardelen. Kardelen çiçeğinde Galanthamine isimli bir kimyasal bileşen vardır. Bir tür alkaloid olan bu bileşenin, Alzhaimer ve HIV (AIDS) tedavisinde etkili olabileceği düşünülüyor. Kardelen asırlardır olduğu gibi bugün de insalığa ümit veriyor. Kardelen karı delip yükselirken ne harlı ateşin dehşetini kullanır, ne de kaba kuvvetin yıkımına güvenir. Merhamet ve empatinin gönülleri erittiği gibi, ılık dokunuşları karda yollar açar.  (BEKİRHOCA)

….bostan dolabının yanındaki,
suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve
eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere
gidip bakardım çocukken, babam,
onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana.

Neden bu çiçekleri hep birşeylere benzetmek için
kullandıklarını ancak büyüyünce anladım.
Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi
azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir
havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı.
Hayat da böyle birşeydi benim için ; hep
biryerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere
gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu.

Bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim,
öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde
yalnız başına durdum, köklerimi salamadım,
ne, olduğum yere sağlamca yerleştim,
ne, başka diyarlara kaçabildim,

Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler
oldu ama kimse yakasına takmadı beni,
kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp
büyütmek için uğraşmadı.


Onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda
tek başıma yüzebileceğimi düşündüler.
Ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı,
kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.
Ne garip başka bir şeyde olmak istemedim,
beni beğenmeleri yetti bana…
Köksüz bir hayat, çaresiz yalnızlık, tuhaf keder.
(A.ATAN)

Huzurlu , sağlıklı şanslı suyun ve yeşilin kıymetini bileceğimiz bir hafta sonu diliyorum.

Bunlarada Gözat

Bir Cevap Yazın :

%d blogcu bunu beğendi: