Köşe Yazıları

Masal Bu Ya …

Yağmurlara hasret kaldığımız günlerde çiseleyen yağmuru görünce ki sevincimiz gibi öğrencilerimizde sömestr tatillerine kavuştular. Şimdi 15 gün boyunca biraz dinlenip oyun zamanı hatta gezme zamanı diyebilen öğrencilerimiz tatilin tadını çıkarmaya başladılar .

Bu başlangıç yazımız size ne kadar inandırıcı geldi bilemiyorum ama bana hiç mi hiç inandırıcı gelmiyor . Bugünler de çocuklarımız dahilinde biz büyüklerde infulenza yani ağır grip yada domuz gribi ile iyileşmenin yollarını arayarak bulmaya çalışıyoruz. İyi gelen ilaçların eczanelerde az olarak bulunması bile insanları çileden çileye sürüklüyor . C Vitamini çoğunlukta olan yiyecekler ile takviye verilen vitaminlerle ve bol su içerek daha çabuk atlatacağımız söyleniliyor. Herkese geçmiş olsun diyoruz.

Bugün bir masal yazayım dedim. Kalemimi kağıdımı hazırladım. Aklıma gerçek dünyamızdan yaşadıklarımızdan karşımıza çıkan sorunlardan derlenmiş kısa ama masal tadında bir hikaye geldi. Masal uydurma ama şahıslar birebir gerçeğe uygun … Hadi başlayalım .

Masal Bu Ya …

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde Kalbur zaman içinde çiçekleri ile ünlü bir köy varmış . Bu köyün ağaları şehir beyleri tellalları ve halkı bir zamanlar gül gibi geçinip gidermiş. Masal bu ya hani zamanımız da pek gül gibi geçinmek mümkün değil ya neyse hikayemize devam edelim. Şehrin beyi bir gün tellallarını çağırmış. Duyurun demiş. Şehirden köye köyden şehire yanımda yönetimde yer alacak olanlar tellalların başı olacak kimse ona karşı çıkmayacak. Onun izinde ilerleyebilecektir demiş . Tellallar bağıra bağıra şehirde dolaşmışlar köylere gitmişler haberi orada da yaymışlar. Köyde ark yolları açan fakat hiç sevilmeyen Kaypak Bey de bunu duymuş. Giyinmiş kuşanmış. Etraf halisini toplamış. Bana destek verirseniz benden de destek alırsınız demiş. Yok deseler de eninde sonunda oluruna varmışlar. Kaypak Bey Şehir efendisine giderek kendisini tallal başı olmayı istediğini ve çevresindekileri de tanıtarak göstermiş. Şehrin efendisinin de desteği ile tellal başı görevine getirilmiş. Fakat asıl Tellal başı görevinde olanlar bu durum sonucu yapılanları unutmamışlar . Nefret gitgide büyüse de güç Kaypak Beyin elinde olduğundan seslerini çıkaramamışlar.

Şehir köy kasaba da bulunan esnaf da bu Kaypak beyin yanında yer almaya başlamış. Etrafını ve cüssesini çoğaltan Kaypak Bey kişiliğini ve azıcık da olan iyiliğinide içinde öldürmüş. Artık kafa kesen yol geçirmeyen her dediği dedik öttürdüğü düdük olan bir adam oluvermiş.

Günlerden bir gün Şehrin köylerinden birinde 2 çocuk büyümüş. İçten içe Tellallığa hayran olan bu çocuklar büyüdükçe ve çevrelerince tanınmaya başlamışlar. Yaptıkları tellallık doğru hem de güzel sesle duyurdukları için herkesin gönüllerini de kazanmışlar. Yaşları ilerledikçe başka şehirlere ve köyler de onları tanımaya başlamış. Gün ile bulutsu geze geze gelmişler Çiçek şehrine …

Bin bir çiçek kokusu şehrin dışına taşmakta imiş. Şehrin içine girdikçe çiçekler güzelmiş de insanlar suratsız hasta ve yorgunmuşlar.

Burayı da değiştirmek lazım demiş gün tamam demiş bulutsu. Aklında geçenler ile pazardaki çocuklarla başlamışlar yardım etmişler . Aileleri de çocuklarda sevinmiş. Hastalara şifa vermişler hastalar iyileşmiş.

Bunları duyan Tellal Başı kızmış hiddetlenmiş. Nasıl olur benden başka burada kimseye yardım edemez demiş. Aslında konu yardım vermek değil. Yardımı kendine almakmış. Kaypak Bey ne yapmış ne etmiş . Gün ve bulutsu’yu şehirden attırmaya karar vermiş. İlk yardım haberlerini kestirmiş. Sonra şehir beyine ve en üst makam olan padişaha kadar haber verilmesini istemiş.

Kaypak beyin kaypaklığını herkes bilse de gücünden korkar olmuşlar . Korkusuz olanda iftiraya uğruyor. Tellallar ile haberi tüm şehre dağıtılıyormuş. Korkularından ses çıkaramayanlar sessiz sedasız takip ediyorlarmış. Kaypak beyin yaptıkları bu kadar değilmiş tabii ki…

Yanında destek vermeyen baş kaldıranları kadıya şikayet edip bir daha bu gibi tellalcılık yapmasını da engelliyormuş. Kaypak bey kazanmış mı yoksa gün ile bulutsu mu insanlara destek vermeyi sürdürmüşler bilinmez ama bu masal tadında hikaye hala devam ediyor.

Günümüze bakacak olursak hayatımızın her çalışma alanında bu kaypak beylerden o kadar çok ki . Tek dileğimiz bu kaypak beylerin özlerine geri dönerek pastamdan alamazsın yerine gel bölüşelim demek olmalıdır. Hatta bir elin nesi var iki elin sesi var atasözünde olduğu gibi güçler birleşmesi bile yapabilir düşüncesindeyim. İnsan olmak birbirini düşünmekten geçer . Dertleri pasta olmayan kişileri rahat bırakın. Yardım etmek pastada yer almaktan daha önemlidir. Yardımseverlik evrenseldir.

Günümüzden hikaye ile anlatmaya çalıştım . Bir kusurum yanlışım var ise af ola .

Huzurlu sağlıklı şanslı mutlu bir hafta sonu dilerim.

Bunlarada Gözat

Bir Cevap Yazın :

%d blogcu bunu beğendi: