Güncel Köşe Yazıları

DİLİNİN KEMİĞİ YOK YALOVA

Bu köşe yazımda biraz içiniz burkulabilir ya da bana çok kızabilirsiniz. Hep yazmak için beklediğim şu günler de hafta sonu yayınladığım köşe yazımı biraz öne çektim.

Hadi ben şimdi sizi 80’lı yıllara götüreyim. Balıkçıların sahili doldurduğu dönemlerde sahil de balık ekmek midye tava midye dolma yemek için kuyruğa girerdik. Derin bir nefes alıp balık kokuları ve midye kızartmalarının karıştığında iştahımızı daha çok açardı ve sabırsızlanırdık. Babam ‘’ biraz sabır cimcime bak ne kadar çok kişi bekliyor, sabırlı olursan mükafatına daha çabuk erişirsin’’ derdi.

Elime aldığım ekmeğin çıtırtıları ısırdığımda dişlerime dokunan midyenin üzerindeki kıtırtıları ve ağzımın her bölgesine dağılan aromatik tadı beni denizlerin uçsuz bucaksız yerlerine götürürdü.

Yıllar geçtikçe tabi ki bu nostalji de bitti. Yerine bir şeyler yapılmadı. İçki içenlerin ipsiz sapsız kişilerin takıldığı alanlar oldu. Nostalji alanı çöplük alanı olmuştu bile…

Ankara’dan Yalova’ya döndüğüm zamanlarda Köprü yanında balık kokuları beni kendilerine doğru çekti. Tahta sandalyeler tahta masalar kocaman tebessümle gülen bir yüz beni davet etti. ‘’ Buyurun, buyurun hoş geldiniz ‘’dedi. Bu daveti karşılıksız bırakmayıp tahta masalardan birine oturuverdim.

– Ne alırsınız? Dedi.

-Neleriniz var? Dedim. Menüyü bana uzattı ilk gözüme çarpan midye tava oldu. Bir anda ağzımdan çıkıverdi. Midye tava istiyorum.

-Tabi ki yanında salata olsun mu? Dedi.

-Sadece çıtır çıtır ekmeğiniz varsa alabilirim dedim. Tabii ki var dedikten sonra bende beklemeye başladım. Etrafıma baktım. 4 Tekne dışarıya kurulmuş tahta masalar içimi huzur kapladı. Eski nostalji günleri geri dönüyordu. Babamla anılarımız canlandı. Bunları düşünürken yan masada eski dostlarımla karşılaştım. Eski Yalovalılarda buraya geliyordu. Ne hoş dedim. Eski zamanlarda olduğu gibi yeniden bir aradayız. Çok geçmeden siparişim elinde cici bir kız yanıma geldi. Altın sarısı renginde kızarmış mis kokulu midye diğer elinde bol çeşitli salata masaya yerleştirdi. İlk derin bir nefes aldım. Babamla birlikte yediğimiz zamandan beri ilk defa burada yiyeceğim dedim. Ekmekten biraz kopardım Çıtır çıtır olan ekmeğin arasına bir tane midyeyi yerleştirdim. İlk ısırıkta bir anda o yaşıma geri döndüm aynı aroma aynı tat gözlerim doldu. O kadar zaman anılarıma bir kez daha aynı tat ile dönmek sizin için ne ifade eder bilemiyorum. Benim için vazgeçilemez ve paha biçilemezdi.

Şimdi gelelim bu zamanımıza Balık Dükkanları tekneler için yıkım kararı çıkmış. Halbuki buraların izni belediye tarafından verilmişti. Paralar tıkırında ödeniyordu. Ne olmuştu da bu tekneler kime ne için yanlış gelmişti?

Yalova da lüks balık lokantalarında balık yiyemeyenler bu küçük dükkanlara geliyordu. Paralarının yettiği kadar yiyorlardı. Hatta parası olmayan aileleri bile misafir edenler yine onlardı. Ne dokundu size?

Sosyal medya da bu konuya ilişkin birkaç paylaşım yaptım. Cevaplar içler acısı neden mi böyle dedim hemen açıklıyorum. Hijyensiz ortam, el yıkama yeri yok denildi. Evet yok. Ama az ileride Balıkçılar lokalinin var. Bahane uydurmak yerine çabalayarak bazı şeyleri görmedende yaşarız. Hijyen konusunda hemen size örnek vereyim. Gittiğiniz birçok balık lokantasında ya da dönercide nasıl hazırlanıyor sanıyorsunuz? Eldiven mi takıyorlar?

 Dışarı da yemek yiyorsanız gözlerinizi kapatıp gittiğiniz mekanın inisiyatifine bırakacaksınız kendinizi bir de her gittiğiniz lüks balık restorantı ile salaş tarzda nostalji içeren bu dükkanlarda o aradığınız şatafatı bulamazsınız. Size göre değil bize göredir.

Hijyen konusuna da kısaca hemen açıklık getireyim. Ben bu dükkanların birinde kısa sürelide olsa çalıştım. Burada hijyen en başta gelir. Sabah erkenden gelinir. Yerler tekne içi dahil ilaçlı sular ile temizlenir. Bulaşıklar için sıcak su hazırlanılır. Çöp kutularına poşetler geçirilir. Salatalar yapılır. Balıklar hazırlanılır çöpleri poşetlere doldurulur ve çöp konteynırlarına atılırdı. Şimdi pisliklerini dereye atıyorlar kısmına da cevap vermiş oldum. Saat :11.00 olmadan müşteriler gelmeye başlardı. Balık çorbası ile güne başlamak kadar güzel bir şey yoktu. Her gelen müşteri enerji veriyor soğuk algınlığına iyi geliyor diye bizi bilgilendirirdi.

Şimdi ben size soruyorum. Bu kadar söylendiğinize göre vardır bir bildiğiniz. Siz evinize kalabalık misafir geldiğinde hiç mi bardak kırmadınız? Salatanızı taşırken hiç mi suyu yere dökülmedi? Ekmeği keserken hiç mi kırıntı düşmedi? Bu dükkanların gecenin bir yarısına kadar kaç müşteriye hiç bir şey yiyemeden müşterimiz memnun olsun siparişi yetişsin diye yorgun argın tebessümü dudaklarından eksik etmeyerek hizmet verdiğini nereden bileceksiniz. Geçim para kazanma ne kadar zor olduğunu hepimiz bilirken bu esnafa haksızlık ederek ne kazanacağınızı çok merak ediyorum.

Hak ve hukuk elbet yerini bulacaktır. Rant uğruna ya da ne amaçla şikayet edildi ise bu sebep uğruna şu güzelim anılarımızı tekrar yaşadığımız yerleri bırakın artık. Bu durum siz müşterisi olanlara ya da olmayanlara nasıl geliyor bilemem ama bana tek bildiğim anılarımın canlanmasına neden oluyordu. Bu zamanda dışarıda yemek yemenin fiyatları artar iken bu gibi salaş anılarımızın olduğu yerlere laf edenler için deveye diken insanı öpen  iyi gelir diyerek yazımı noktalıyorum.

Mutlu , huzurlu, sağlıklı bereketli ve anılarımıza sahip çıkabildiğimiz bir hafta sonu diliyorum.

Bunlarada Gözat

Bir Cevap Yazın :

%d blogcu bunu beğendi: