Sağlık

ÇAĞIN KABUSU PANİK BOZUKLUK

Özel Atakent Hastanesi Psikoloğu , Uzman Klinik Psikolog Eslem HOŞGÖR, son yılların kabusu haline gelen panik bozukluk hakkında bilgi verdi.

Panik bozukluk, tekrarlayıcı panik atakları ve panik atak beklentisine ilişkin sürekli kaygı duyma ve tetikte olma durumunu içeren psikolojik bir rahatsızlıktır. Panik ataklar kişinin “öleceğini düşünme”, “kontrolünü yitirip çıldırma” ve ya “felç geçirme” gibi sonuçlara olan inancıyla önlem almasına sebep olur. Panik ataklara ve atakların olası sonuçlarına karşı dışarı çıkmama, işe gitmeme,spordan ve diğer günlük rutinlerden uzak kalma, bazı yiyecekleri yiyip içmeme gibi davranış değişiklikleri de panik bozuklukla karakterizedir. Panik bozukluğu oluşturan ve hastalarımızın korku nöbeti ya da kriz olarak nitelendirdiği panik ataklar aniden başlar, şiddetlenerek ilerler ve 10 dakika içerisinde en yoğun şiddete ulaşır. Genellikle 10-30 dakika sürer, nadiren de olsa 1 saate ulaşan ataklar görülebilir. Panik atakların temeli olan, panik duygusunu açıklamak için korkudan bahsetmemiz gerekir. Korku, tehlikeli durumlarda bedenimizde ortaya çıkan otomatik bir alarm sistemidir.Korktuğumuzda vücudumuz tehlike sinyaline karşılık verir, algılanan sorunla savaşmak ya da kaçmak için bedensel tepkiler oluşturur. Bu bedensel tepkiler şunlardır:

Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma ,kalp çarpıntısı , terleme, nefes darlığı, baş dönmesi, sersemlik,düşecek ya da bayılacak gibi olma , uyuşma ya da karıncalanma , üşüme, ürperme ya da ateş basması ,mide bulantısı ya da karın ağrısı , ağız kuruluğu , çevresini ve ya kendini değişmiş, farklı ve tuhaf hissetme.Bu bedensel tepkilerle birlikte ölmekte olduğunuzu, kalp krizi ya da felç geçirdiğinizi,kontrolünüzü kaybedip çıldırdığınızı düşünebilirsiniz. Bu felaket senaryoları zihninizde dönüp dururken sempatik sisteminiz de oluşturduğunuz bu yanlış yorumlara hızla karşılık verir ve bedensel tepkileri arttırır. Böylece yaklaşık yarım saat sürecek bir panik atak sürecine girmiş olursunuz. Eğer panik atak ilk kez oluşuyorsa hasta yakınları tarafından büyük bir endişe ile en yakın sağlık kuruluşuna götürülür. Bir dizi muayene ve fizyolojik incelemeler sonucun hiçbir olumsuz bedensel neden bulunamaz. Bir sakinleştirici iğne ya da oksijen desteğinin ardından hasta eve gönderilir. İlgili hekim ise “stres kaynaklı” ya da “kaygıdan dolayı” gibi bir açıklama da bulunur.

Çünkü her şey zihninizde olup bitti ve bedeniniz buna yalnızca ayak uydurdu.

İlk atağın ardından ataklar tekrarlandıkça, aniden gelecek olan panik ataklar sizin günlük işlevselliğinize zarar vermeye başladı. Dışarı çıkmanıza, arkadaşlarınızla vakit geçirmenize engel oldu,atağın tekrar gelme ihtimali sebebiyle yoğun bir üzüntü ve kaygı duymaya başladınız. Bu yoğun ve kaygı duygusuna “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Panik atak şikayeti olan hastaların büyük bir kısmı beklenti anksiyetesi sebebiyle atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlar. Panik atağın geleceğini zannetikleri ortamlara gidememe, yalnız kalamama gibi durumlar “agorafobi”olarak isimlendirilir.

Toplumdaki 100 kişiden 3-4’ü panik bozukluk yaşamaktadırlar ya da daha öncesinde bu hastalığı tecrübe etmişlerdir. Şöyle söyleyebiliriz: Bu hastalığı geçiren tek kişi değilsiniz. Uygun tedavi yöntemleriyle bu psikolojik rahatsızlıktan kurtulmanız elbette mümkün. Herhangi bir psikolojik rahatsızlığın tedavi ardından kalıcı düzelmesinin, tedavi sürecinde ortaya çıkan düşünsel değişikliğinize bağlı olduğunu unutmayınız.Düşünce süreçlerinizin sağlıklı olduğu mutlu ve huzurlu günler dileriz.

Bunlarada Gözat

Bir Cevap Yazın :

%d blogcu bunu beğendi: