Köşe Yazıları

Bir Özlemdir Yalova

Paket taşlı Yalova sokakları Atatürk ilkokulundan heykele doğru yürüdüğümüzde her esnaf ile selamlaşılırdı. Herkes sabah ise günaydın derdi. Cumhuriyet meydanında Atatürk’ün heykeli ihtişamı ile karşılardı. Sahile çıkılmadan evvel Atacan da çay içilir dostlarla selamlaşılır öyle sahile geçilirdi.

Koç 5 apartmanın altında bulunan namlılara uğranılır, arkadaşlarla sohbet edilir. Maraş dondurmacısından kaymaklı sakızlı dondurma alınır ve eve öyle dönülürdü.

Tatil denildi mi Yalova dışına çok seyrek çıkardık. Tatil bizim için termal de piknik ve gezinti olurdu.

Çınarcık’ta bulunan balıkçı kulübelerinde çalışan akrabalarımızı ziyaret ederdik. Osman amca çok sevinir. Akşam olunca Çınarcık sahilinde mangal yakılır balıklar piştikçe gelen geçen dahil herkese ikram edilirdi. Yemek kalabalıkla tadı çıkar derdi Osman amca o kırmızı yanaklarının arasında kocaman gülümsemesiyle…

Yalova sahilinde eskiden elma bahçeleri vardı. Kırmızı sarı renkte küçük sulu elmalar yetiştirilir ve bunlar araştırmada satılırdı. Babam beni daha çok meyve bahçesine götürür. Ağaçtan koparılıp yenilen meyve her zaman daha taze ve vitaminlidir derdi.

Yalova’nın eski günlerini özlüyorum. Daha sakindi. Herkes birbirini daha çok görüyor ve daha çok zaman geçiriyordu. Her şey değişti. Dostlukları bırakın artık akrabalar bile bayramda anca birbirlerini görebiliyorlar.

Tatil olunca da maalesef Yalovalılar memleketlerini bırakıp başka illerde tatillerini geçirmek için gidiyorlar. Yalova yıllar boyu turist akımı alan bir şehir olmasına karşın son birkaç yıldır Yalova’ya turist gelmiyor.

Bu durum hem esnafı hem de döviz getirisi olmayan bir şehri çok etkiliyor. Yalova artık göç alan ve Arapların, Suriyelilerin yaşadığı bir yer durumunda kaldı.

Yalova sahillerinde nargile tüttüren topluca denize giren yer yurt, şart şurt bilmeyen bu karmaşık toplulukla bu düzene alışmaya çalışan Yalovalılar bu konuda gerçekten şikâyetçidir.

Üzülerek söylüyorum ki eğer bu esnaftan halka ve halktan esnafa alışveriş dönüşümü olmaz ise yakında daha çok şikâyetler artar hatta esnaf kepenk bile kapatabilir.

Eski Yalovamızı özleyenler biri olarak bu durumlar karşısında çözüm bile üretememek gerçekten biz Yalova halkını üzmektedir.

*Havasına suyuna taşına toprağına

Bin can feda bir tek dostuma

Her köşesi cennetim ezilir yanar içim

Bir başkadır benim memleketim

*Memleketim, memleketim, memleketim,

Ne kasketim kaldı senin ora işi

Ne yollarını taşımış ayakkabım,

Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi.

Sen şimdi yalnız saçımın akında,

İnfakında yüreğimin, Alnımın çizgilerindesin memleketim,

Memleketim, Memleketim…

Nazım Hikmet Ran

*Kim bilir belki yoğurtçunun çıngırağında

Belki de Yalova’nın sokaklarında oynayan çocukların misket seslerinde gizlidir.

Yer gök ağlarken bile paket taşlı mahallelerin sokaklarından caddelere taşan suların sesinde

Ya da turşucunun kavalındaki melodide gizlidir.

Maraş dondurmacısının külah şovunda da

Dallas simitçisinin yolunu gözleyen Gülşah’ın meraklı gözlerinde de

Ramazan ayında ki güllü şerbetçi de

Mahalle bakkalımızın ısmarladığı iki bisküvi arası lokum da olabilirdi.

Yalova’ya özlem, Yalova ‘ya hayranlık, Yalova’ya Aşk…

Hep içimizde, hep sözlerimizde ve hep yüreğimizde

Umutlu, huzurlu ,şanslı, sağlıklı Yalova anılarımızı hiç unutmayacağımız bol bereketli bir hafta diliyorum.

                                                 
  

Bunlarada Gözat

Bir Cevap Yazın :

%d blogcu bunu beğendi: