Köşe Yazıları

AVM’Lİ YENİ HAYAT

Son bir haftadır büyük küçük, yaşlı genç herkesin dilinde aynı soru! Alışveriş merkezleri açıldı ancak sahilde yürümek ya da parkta gezmek yasak. Gidene de anında ceza kesiliyor. Vatandaş şaşkın. ‘AVM’lere verilen bu serbestlik açık alanlara neden tanınmıyor?’ diye haliyle tepki gösteriliyor. Kendi adıma söylemeliyim ki AVM’lerin kapanması hayatımda olumlu ya da olumsuz hiçbir etki yaratmadı. Açılması da öyle. Ancak tesadüfen dün gittiğim oldukça büyük bir AVM’nin açık otoparkındaki izdihamı görünce düşünmeden edemedim… Hangi ara girdi ve hayatımızın olmazsa olmaz bir parçası oldu bu AVM’ler. Modern insanın en yeni kaçış alternatifleri arasında yer alan AVM’ler gerçekten rahat bir nefes alma ve ihtiyaç karşılama yerleri mi yoksa kapitalizmin sinsi hipnoz yöntemlerinden en cezbedici olanı mı? Kalabalığı, neşesi, hüznü, pırıltılı vitrinleri ile AVM bir ihtiyaç mıdır yoksa önüne geçemediğimiz bir çeşit virüs mü?


Eskiden gündelik ihtiyaçlar için çarşılar, semt pazarları, iş hanları ve halen tarihi eser gözüyle baktığımız kapalı çarşılar vardı. Küçük dükkanlardan belirli ihtiyaçlarımız ayrı ayrı karşılanırdı. Kuşkusuz daha yorucu ve emek isteyen bir işti buralara gitmek. Bazen semt değiştirmek bile gerekebilirdi. Her şeyi tek bir çatı altında toplayan AVM’ler 2000’lerin ortasından itibaren yaşam alanlarımızın göbeğine oturtulmaya başlandı ve mantar gibi üreyerek görünürde hayatımızı kolaylaştırdı. Kolay ulaşılabilirlik, kolay park yeri, kolay satın alma, kolay izleme, kolay gezme, kolay yeme, kolay eğlenme, kolay kolay kolay…


Havasından suyuna, çocuk park alanlarından eğlencesine, ışığından yemek düzenine kadar her şeyin yapay ve gösterişe dayalı olduğu dört bir yanı kameralarla izlenen bu camdan kalelerde kendimizi özgür ve güvende mi hissettik acaba? Doğrudan doğruya insanın ruhunu ufalayan AVM kültürü beyne, kalbe ve tüm vücuda kolayca sıçrarken bundan kurtulmak oldukça zor! Çünkü gönüllü bulaştığımız, üstelik büyütüp beslediğimiz, tedavisi için çok da kafa yormadığımız bir salgın. Fiziksel ve duygusal açıdan güvende miyiz acaba? Alışveriş merkezlerinde havalandırma sistemlerinde üreyen mikropların insanlara yayılması ve dışardan gelen enfeksiyonlu hastaların ortama bıraktığı mikrop ile virüslerin başka müşterilere yayılması hususu bilim adamlarımız tarafından sürekli olarak vurgulanmaktadır. Hatta organ nakli, kemoterapi veya bir ameliyat sonrası gibi enfeksiyonlara yatkın bir durumda olan kişilerin bir süre AVM’lere gitmemesi gerektiği tavsiye edilmektedir. Elbette bunlarla ilgili tedbirler alınmakta ve uygulanmaktadır ancak bu risk hiçbir şekilde ortadan kalkmamaktadır.


Neden o zaman gidiyoruz koşa koşa? Açılmasını bekliyoruz dört gözle. Kuyruklar oluşturuyoruz. Alışveriş Merkezleri, aslında her türlü ihtiyaca yönelik mağazalar ile birlikte eğlence mekanları, restoranlar, market ve eczaneleri de içinde barındırdıkları için, özellikle acelesi olan ve çalışanlar açısından oldukça yararlı ve gereklidir. Hele bir de park sorunu olmadığı düşünülürse… AVM’lerin içindeki uluslararası markalara sahip mağazalar ve restoranlar, insanlara sonsuz alışveriş deneyimi ve keyifli zaman geçirme imkânı sunmaktadır. Ailecek AVM’ye gitmek sosyal bir aktivite haline gelmiştir. Tüketiciler özenle dizayn edilmiş bir alışveriş merkezlerinde rahat ve güvenilir alışveriş yaptıkları için bu tür mekânlarda daha çok vakit geçirirler. Böyle mekânlarda plansız ve içgüdüsel satın almaların toplam satışlar içindeki oranı oldukça yüksektir. Bir de mevsimsel yönü var olayın. İnsanlar, çok sıcak bir havada bir giyim veya market alışverişini keyifle yapabilirler. Buz gibi bir havada soğuk, rüzgar, yağmur ve çamur gibi etkenlere maruz kalmadan yemek yiyebilir, sinemaya gidebilir, eğlence ve sanatsal gösterilere katılabilirler. Hatta hanımlar bugüne kadar evlerde yaptıkları geleneksel günlerini AVM’lere taşıyabilir ve bundan büyük bir keyif de alabilirler.


Türkiye de AVM kültürünü çok çeşitli yönleriyle saatlerce tartışmak mümkündür. Konunun ekonomik, sosyolojik, kültürel, sağlık, hukuk vb. onlarca bileşeni vardır. Ancak şunu kabul etmek gerekir ki; özellikle şu günlerde toplum olarak AVM’lere bağımlı yaşadığımızı çok net olarak farkına vardık. Tıpkı cep telefonları, tıpkı internet gibi. Şüphesiz faydaları da var mahsurları da. Sanırım göz önünde bulundurulması gereken en önemli husus tüketicinin kalite ve hijyen taleplerini sürdürülebilir biçimde karşılayabilecek sistem ve mekanizmaların çok ciddi olarak ortaya konması ve herkesin bunu uygulamasıdır.

Özlem Altunbulak

Bunlarada Gözat

Bir Cevap Yazın :

%d blogcu bunu beğendi: