Güncel Köşe Yazıları

AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR

Uzun zamandır köşe yazısı yazmıyorum. Köşe yazılarımda Yalova anılarımdan aklımda kalanları mahalle mahalle sokak sokak anlatıyordum. Hani geçmiş günlerimize ah ne güzel günlerdi diyorduk. Ben yine hatırlatmaya o günleri tekrar yaşatmaya anımsatmaya devam edeceğim.

Bu yazdığım yazım yine çok farklı olacak. Yalova’nın 85- 90 yıllarındaki dönemlerinde çocukluk anılarım ve tanıdıklarım tanıdıklarımın çocukları ile sokakta oynadığımız misketli günlerden yakan toplu günlere geldiğimizi nasıl unuturum. Şimdi ki zamanlarda tablet akıllı telefon bilgisayar gibi teknolojik aletlerimiz yoktu. İyi ki yokmuş. Teknoloji atari salonlarında gördüğümüz oyunlardan ibaretti.

Şimdi çocuklarımız bizden öte biliyor son çıkan akıllı telefonlardan yeni programlardan ve sosyal medya dahilinde yeni çıkan oyunların ne kadar çerez içerdiğine kadar hepsini biliyorlar. Biz ise bilgilerimizi ansiklopedi dünyamıza sığdırırdık. Araştırmalarımızı kütüphaneden yapardık. Ödevlerimizi desteklemek için kitapların sayfalarından fotokopi alır yada elle çizerdik. Deneylerimizi şekil 1A şeklindeki grafiklerden bulur . Biyoloji dersine kasaplardan destek isterdik. Ya ne günlerdi. Şimdi çocuklarımız o çok akıllı telefon ve tabletin esiri oldular.

Çocuklar anne ve babanın ruh halini yansıtırmış. Bir psikoloji kitabında okumuştum. Ne kadar doğru bilemem. Tek bildiğim bizden kaynaklı olduğudur.Çocuklarımızı bağımlı hale getiren biz olduk. Aman ağlamasın , yaramazlık yapmasın diyerek eline o zehir teknolojiyi ellerine verdik.

Şimdi sokağa çıksın oynasın dediğimiz evlatlarımız dışarıya çıksa bile gezmeye gitsek bile tat almıyor. Eve ne zaman döneceğiz. Oyunum yarım kalmıştı diyor. Biz yaptık . Düzeltmesi de bizden olmalı.

ANNE VE BABANIN ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVLER:

 Öncelikle “şimdiki çocuklar çok zeki” mantığından bir güzel sıyrılın. Zekâ yüzyıllar geçtikçe artan bir şey değildir; artan şey imkânlar ve gelişen teknolojidir. Eğer zekâ gittikçe artan bir şey olsaydı; 100 yıl önce doktorlar, mühendisler, mimarlar olmazdı… Şimdi ise uzayda yaşıyor olurduk.

·         Çocuk telefonda bir tuşa basınca evde konfetiler patlatıp, kutlamalar yapacak kadar mühim bir şey olmuş tepkisi vermeyin.Çocuğunuzu 2 hatta mümkünse yaşına kadar televizyondan, bilgisayardan ve tablet telefonlardan uzak tutun.Her akşam televizyon karşısına geçme âdetinizden vazgeçin. Çocuğu buna alıştırmayın.Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin, onunla oyun oynayın, şarkılar söyleyin, birlikte bir şeyler üretin.

Rakibiniz olan sanal ortam, sizden çok daha hareketli, renkli ve değişken. Onunla mücadele edin; siz daha eğlenceli olun, çocuğunuzun başarma güdüsünü, hareket isteğini tatmin edin. Hopladı zıpladı, kırdı, dağıttı diye bağırmak yerine oyununa eşlik edin. Öğretmeniz gereken şey; kendi dağıttığı şeyleri kendisinin toplaması gerektiğidir.

·         Çocuğa sürekli akıl vermekten vazgeçin. Onların sürekli öğüt verilmeye değil, iyi örnekler görmeye ihtiyaçları var. Siz elinizden telefonu düşürmezseniz, çocukla ilgilenmezseniz emin olun çocuğunuz dünyanın en sempatik, en çalışkan, en şeker çocuğu olmaz. Tahmin edileceği üzere donuk, hiperaktif ya da içine kapanık bir çocuk olur.

·         Çocuğunuz size soru sorduğunda sürekli bilmiyorum cevabı vermek ya da soruların tahammül edememek yerine birlikte araştırmayı deneyin. Böylelikle çocuğun merak konusunda sürekli arayışta olması güdüsünü tatmin etmiş ve onunla kaliteli zaman geçirmiş olursunuz.

·         Baba ile her konuda olduğu gibi bu konuda da işbirliği halinde olun.Evde ortak kararlar belirleyin ve sürekli bu kurallara uyulması için çaba harcayın. “N´oolur 5 dakika daha oynayayım” yalvarışlarına asla aldırmayın. O 5 dakika 5 saat olur, sonra “ben nerede hata yapıyorum?” dersiniz.

·         3-6 yaş arası günde 1 saatten fazla kesinlikle oynamasına izin vermeyin. 6 yaşından sonra sabah 1, akşam 1 saatten fazla oynamasına izin vermeyin.Çocuk sanal ortama girmeden önce alarmınızı kurun, çocukla anlaşmanızı yapın ve alarm çalar çalmaz, anlaşmayı hatırlatıp elinden alın.

·         Çocuğa izin verdiğiniz süre sonunda (oyunu bittikten sonra) mutlaka bir şey ile oyalanması için onu teşvik edin. (Oyundan sonra birlikte markete gidelim mi, birlikte parkta oynayalım mı, yürüyüşe çıkalı mı, çiçekleri sulayalım mı, oyuncaklarını dizelim mi, oyundan sonra yemek yapmama yardım eder misin, oyun bitince babana pasta yapalım mı…)

·         Çocuğunuzun resim, müzik, dans, spor gibi faaliyetlerle uğraşması için çaba sarf edin. Sosyal hayatta çok mutlu ve tatmin olan bir çocuk sanal ortamdan uzak duracaktır.Sanal ortamı kontrollü kullanmayı öğrenin ve öğretin.Verdiğiniz sözleri tutun ve aldığınız kararları kesinlikle aksatmayın, uygulayın. “Yeter ki ağlamasın, aman sussun da…” düşüncelerini hemen zihninizden uzaklaştırın. Bırakın ağlasın. Şimdi o ağlamazsa ileride siz ağlarsınız; başarısızlığını, hayal kırıklıklarını gördükçe…

·         Çocuklarınızı kitapların sihirli dünyası ile tanıştırın. Onların zihnine hazır görüntülerin, seslerin girmesine izin vermeyin. Bırakın siz okuduğunuzda hayal gücünü çalıştırsın, düşünsün, hayal etsin, zihni tıkır tıkır çalışsın.Çocuğu bilgisayar başından kaldırıp, oyuncakların içine atmayın. Oyun oynayın, birlikte zaman geçirin.Sürekli bilgisayarı açmamakla, telefonu vermemekle, televizyonu yasaklamakla tehdit etmeyin. Yalnızca kontrollü olmayı öğrenin

Kısaca yine biz de bitiyor. Her ebeveyn çocuklarına daha sağlıklı ve daha bilinçli ebeveynler yetişmelidir. Bugün size hayırlı evlat yarın kendi çevresine ve milletine hayırlı insan olacaktır.

Bunlarada Gözat

Bir Cevap Yazın :

%d blogcu bunu beğendi: