Güncel Köşe Yazıları

ABD’de Neler Oluyor?

  George Floyd, 1974 ABD doğumlu, Houston’dan Minneapolis’e bir yıl önce çalışmak için gelen Conga Latina Bistro’da güvenlik görevlisi olarak görev yapan 46 yaşında bir Amerikalı.

Dört polis memuru tarafından herkesin gözü önünde önce göz altına alınıp, sonra insanlık dışı muamele uygulanıyor. Güpegündüz, kameralar açık, her şey ortada. Floyd, duyduğu acı etkisiyle “nefes alamıyorum” feryatlarını etse de ABD polisi geri adım atmıyor.

Çevrede olaya şahit olan kişiler polisleri uyararak Floyd’un nefes alamadığını, hareketsiz kaldığını, nabzının kontrol edilmesi gerektiğini söylese de polis bu durumu görmezden geliyor. Hipertansiyon hastası, geçen yıl annesini kaybetmiş ve bunun derin üzüntüsünü yaşayan Floyd son nefesinde annesini sayıklayarak boğularak katlediliyor.

      Bu insanlık dışı olay ile birlikte, bir yandan Pandeminin yol açtığı beklenmeyen büyük hasarı onarmaya çalışan ABD, bir yandan da son yılların en büyük siyasi ve toplumsal krizini yaşıyor. Son iki üç gün içerisinde, dört polisin işine son verildi ancak tepki öngörülemeyen noktalara ulaştı. Binlerce kişi sokağa çıkarak gösteri düzenledi. Polis ve göstericiler arasındaki çatışmalar gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü. “Nefes alamıyorum” sloganları atıldı. Atlanta, Los Angeles, Philadelphia, Denver, Cincinnati, Portland, Oregon, Lousville ve Kentucky gibi birçok kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Amerikan Ordusunun dört saat boyunca alarm durumuna geçirildiği açıklandı.

Aslında yaşanan bu olay ne ilk ne de korkarım son olacak!  ABD’de beyazların üstünlüğüne inanan, ülkenin Beyaz Anglo-Sakson Protestan denetiminde olması gerektiğini savunan, göçmen ve İslam karşıtı ırkçı gruplar, Donald Trump’ın yönetime gelmesiyle daha fazla alan kazandı. Açıktan savunulamasa bile ABD toplumunun önemli bir kesiminin de hala ayrımcı zihniyete ve yabancı düşmanlığı fikrine sahip olduğu bilinen bir gerçek. Maalesef ABD tarihi ırkçılık ve ayrımcılığın onlarca kötü hatıralarıyla dolu.

      ABD’de ırkçılığın temelleri kıtanın keşfine kadar dayanıyor. Kıtayı keşfeden Avrupalılar ilk iş olarak Kızılderilileri hedef almış ve zor kullanarak toprak ve mülklerine el koyup yıllar boyunca 70 milyon insanın yok edilmesini sağlamışlardır. Kızılderililer sonraki tarihsel süreçlerde de ilkel bir tür olarak tanımlanmaya devam edilerek aşağılanmış, onları “medenileştirmek ve Hıristiyan Kültürü aşılamak” adına girişilen asimilasyon çabaları bu insanların daha fazla yabancılaşmasına ve kendi kültürlerini kaybetmesine neden olmuştur.

      Amerika’ya yerleşen Avrupalı kolonilerin, Kızılderililerin yanı sıra ırkçılık ve ayrımcılığa tabi tuttukları diğer bir grup da Afrikalı köleler oldu. Afrika’dan zorla koparılan insanlar Amerika kıtasında köle olarak kullanıldı. Bir eşya gibi para karşılığı alınıp satıldı. Kıtanın keşfedilmesinden ABD’de köleliğin kaldırıldığı 1865 yılına kadar Afrika’dan Amerika kıtasına yaklaşık 12.5 milyon köle getirildi. Amerikan iç savaşının ardından kölelik kaldırıldı ancak siyahilere uygulanan bu çağdışı ayrımcılık 1960’lara kadar sürdürüldü. Siyahiler uzun yıllar oy kullanamadı, beyazlarla aynı bölgelerde yaşayamadı, aynı okullara gidemedi. Toplu taşıma araçlarında ve kamu okullarında beyazlarla siyahların yerleri ayrıldı. İnsan olarak kabul edilmedi.

      Siyahilerin sivil hakları için direniş sembollerinden birisi Alabama’da 1956’da otobüste oturduğu yeri bir beyaza vermeyi reddeden Rosa Parks oldu. Parks’ın tutuklanması büyük gösterilere neden olunca Anayasa Mahkemesi bu ayrımı ortadan kaldırdı. Rosa Parks bugün hâlâ siyah Amerika’nın simge isimleri arasında yer almaktadır. Siyahi aktivistler Martin Luther King ve Malcolm X önderliğinde 1950 ve 1960’lı yıllarda önemli kazanımlar elde edildi. Bu kazanımların bedeli olarak Martin Luther King 1968’te, Malcolm X de 1965’te suikaste kurban gitti.

Bugün Siyah Amerikalıların yanında ırkçılık ve ayrımcılığa uğrayan topluluklar arasına Hispanikler ve Müslümanlar gibi gruplar eklenmiş olsalar da ABD’nin ilk ‘ötekisi’ olan siyahlar için yüzyıllardır yerleşmiş olan önyargı ve sistematik ayrımcılık devam etmektedir. İki dönem görev yapan, ilk siyahi başkan olan Obama bile bu durumu değiştirememiştir. Bugün Amerika’da nefret grupları ve ırkçılık ciddi anlamda yükseliştedir. Donald Trump’ın ABD’de başkanlık kampanyası sırasındaki ve başkanlık görevine geldikten sonraki söylem ve icraatları, beyazların üstünlüğüne inanan ve diğerlerini dışlayan nefret gruplarının beslenmesine ve ırkçı söylemlerin tırmanışa geçmesine neden olmuştur.  ABD’de son yıllarda özellikle siyahilere yönelik polis şiddetinin cezasız kalması bu tip olayları körüklemiştir. Siyahi zanlıları orantısız şiddet kullanarak vuran beyaz polislerin çoğu zaman mahkemeye bile çıkarılmadan aklanması ülke genelinde geniş kapsamlı protestolara ve şiddet olaylarına sebep olmuştur. Daha  çok yeni,  Charlottesville kentinde yaşanan insanların ölmesi ve yaralanmasıyla sonuçlanan ırkçılık karşıtı olaylara Trump’ın verdiği cılız ve yetersiz tepki, insan hakları savunucuları ile azınlık gruplar arasındaki kaygıyı oldukça artırmıştır.

Tüm bunlar yaşanırken ABD’de, tarihte ilk kez özel bir şirket uzaya insan gönderdi! Elon Musk’ın kurucusu olduğu SpaceX, NASA tarafından desteklenen projesiyle iki astronotu Uluslararası Uzay İstasyonuna doğru yolculuğa çıkardı. Olay Corona Virüsü salgınına rağmen bütün dünyada gündem oldu.  Teknolojinin yapay zeka ile taçlandığı, en üst düzey savunma ve silah sistemlerinin geliştirildiği, uzay mekiklerinin gündem olduğu, Mars‘a yolculuk hikayelerinin hayal olmaktan çıktığı bir çağda ırkçılık gibi asırlar öncesinin tozlu raflarında kalması gereken  bir sorunun çok çarpıcı olarak gündeme gelmesi ne kadar şaşırtıcı değil mi?      

Sınıfsal eşitsizliğin ırksal eşitsizlik ile katmerlendiği, ufacık bir virüsün devasa şirketleri, kurumları, insanları fakirleştirdiği ve yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olduğu bir dönemde, bir öfkenin sonucu olarak olayın bu kadar büyümesinin arkasında, yaklaşan Başkanlık seçimlerinin de olabileceği unutulmamalıdır!

      Dünyada ne olup bitiyorsa dönüp dolaşıp ülkemizi bir şekilde etkiliyor… Umarım her şey yolunda gider.

Özlem ALTUNBULAK

Bunlarada Gözat

Bir Cevap Yazın :

%d blogcu bunu beğendi: